Şeker Hastalığının Kalıcı Tedavisi Mümkün mü?

Adacık Naklinde Neredeyiz?
İkibin yılı yeni bir binyılın başlaması dışında diyabet tedavisinde umut verici gelişmeleri de beraberinde getirdi.


Dr. Shapiro ve arkadaşları şiddetli hipoglisemi (hipoglisemiye bağlı tekrarlayan şuur kayıpları olan hastalar) öyküsü olan ve kan şekeri kontrolü iyi olmayan yedi tip 1 Diabetes Mellitus'lu hastaya, herbiri için iki veya üç kadavra pankreasından izole ettikleri insülin salgılayan beta hücrelerini küçük bir operasyonla portal venlerinin içine verdiler. Portal venden (ince barsaklar ile karaciğer arasında kan taşıyan büyük bir damar) karaciğerin içine giden adacık hücreleri buraya yerleşip fonksiyon göstermeye başlamış ve kan şekerini kontrol edecek insülin salgısını gerçekleştirmişlerdi. Birinci yılın sonunda bu yedi hastanın halen insülinsiz olarak izlenmekte olduğunu ve kan şekerlerinin sağlıklı insanlara benzer olduğunun Temmuz 2000’de önde gelen bilimsel tıp dergilerinden olan New England Journal of Medicine’de yayınlanması diyabetin kalıcı tedavisini dört gözle bekleyen hem biz şeker hastalarını hem de bu işle yıllardır uğraşan bilim adamlarını çok heyecanlandırmıştı. Ancak vücuda dışarıdan verilen bu kadavra adacık hücrelerinin savunma hücrelerince harap edilmemesi için, savunma hücrelerinin gücünü azaltan (yani vücut direncini azaltan) ilaçlar verilmesi gerekliydi. Ama daha önceki yıllarda yapılan nakillerden farklı olarak kortizon içermeyen bir tedavi protokolü uygulanması yan etkileri azaltmış ve başarıyı arttırmıştı. Ama yine de savunma gücümüzü zayıflatan ilaçların yan etkileri halen çok ciddi boyutlardaydı.

Geçtiğimiz yılın ortasında Dr. Shapiro ve arkadaşları 2000 yılından bu tarafa adacık nakli ile tedavi edilen 65 hastanın beş yıllık izlem sonuçlarını da Diabetes dergisinde yayınladılar. Bu yazıda özetle şunlar belirtiliyordu: Kanada Edmonton’da tip 1 diyabeti olan toplam 65 hastaya 1 Kasım 2004’e kadar adacık nakli uygulandı. Ana uygulanma nedeni problemli hipoglisemi atakları idi. Nakil 44 hastada insülinsiz bir hayat sağlamayı başardı. Beş hasta sadece bir nakil ile, 52 hasta iki nakil ile ve 11 hasta da üç nakil ile insülinsiz kan şekeri kontrolü hedefine ulaşıldı. Ancak ne yazıkki nakil sonrası insülinsiz yaşam sürekli değildi ve hastaların çoğunda ortalama 15 ay sürdü. Sadece 4 hasta beş yılın sonunda insülinsiz devam etmeyi başarabildi. Buna rağmen insülin tedavisi tekrar başlasa da kan şekeri kontrolü nakil sonrası insülin salgısı devam eden hastalarda (C-peptid üretimi olanlarda) oldukça iyiydi (HbA1C: % 6.4). Ne yazık ki bu hastaların kadavradan nakledilen adacıkların reddini önlemek için kullandıkları savunma sistemini zayıflatan ilaçlara bağlı çeşitli sorunları oldu. Ağız ülserleri % 80 hastada, ishal % 60 hastada, kan sayımında düşme nedeniyle kan yapımını uyaran ilaç kullanma ihtiyacı % 8 hastada, 3 hastada da zatürre ortaya çıktı. Halen adacık nakli henüz hedeflenen noktada değil. Ancak yine de gelişmekte olan bir alan. Şu anda kadavradan elde edilen adacıklar çok az sayıda ki şeker hastasının ihtiyacı için yeterli olabilir. Adacıkları, laboratuvarda vücudumuzun yabancı tanımayacağı şekilde üretebilmeyi başarılabilirsek nakil için gerekli adacık hücresi bulunması sorununu ve belki de savunma sistemini zayıflatan ilaçları kullanma ihtiyacını ortadan kaldırabileceğiz. Adacık hücrelerinin vücut dışında laboratuar koşullarında kök hücrelerden üretilmesi ile ilgili çalışmalar da halen sürmektedir. Bu başarılabilirse nakil yapacak adacık bulunması için çok önemli bir problem daha aşılmış olacaktır. O güne kadar...

Normoglisemik günlerde görüşmek üzere... (Kan şekerinizin normal seyrettiği günlerde)

Saygılarımla,

05 Mayıs 2006
Bu haber 574 kere okunmuştur.

Yazan: Dr. Oğuzhan Deyneli

DiabServis Yeni Portalı Articles catalogue
2000 2007